SENARYO YAZIMININ AŞAMALARI VE TANIMLAR:Hepimizin çok iyi bildiği gibi, sinema ve televizyon alanında bir senaryo, çeşitli sinemasal (sinematografik) aşamalardan geçerek ortaya çıkar. Fakat bu
aşamaların tanımları konusunda, gerek akademik, gerekse sektörel üretim ilişkileri içinde, tüm dünyada bir tanımlar karmaşası vardır. (Örneğin “sinopsis”, “özet”, öykü”, “film öyküsü”, “öyküleme” tanımları, hacimleri de birbirlerine karıştırılarak, birbirlerinin yerine kullanılır.)
Senaryo yazım aşamalarını, yeniden tanımlamamızda çeşitli yararlar olacaktır. Bu yazım aşamaları için,
Genel olarak;
- - Her aşama, yaratıcısının özgünlüğünü barındıran özgün bir söylemdir.
- - Aşamalar neyse odur ve birbirine kısaltılamaz veya uzatılamazlar. (Yani bir öykü özetlenerek sinopsis yazılmaz. Bir sinopsis de uzatılarak öykü(leme) haline getirilemez.)
- - Her aşama, birer yaratım aşaması olduğu kadar, üretim içinde ayrı ayrı kişi veya kurumsal ilişkilere tekabül ederler.
demek mümkündür. Bu aşamaları, FSEK ve hukuksal içtihatları de dikkate alarak,
Bir sinema filmi için senaryonun yaratım ve yazım aşamalarını;
Fikir, synopsis, film öyküsü, sahneleme(treatment) ve diyalog yazımı olarak,
Bir TV dizisi için senaryo yaratım ve yazım aşamalarını;
Fikir, Çerçeve Öykü, Bölüm Öyküsü, Bölüm sahnelemesi (tretmanı), Bölüm Diyalog Yazımı” olarak kabul edebiliriz.
Sayın üyemiz, hepimizin çok iyi bildiği bu aşamaları, belli bir akademik ve hukusal format oluşturmak için, üretim ilişkileri içinde bir kez daha tanımlamamız gerekiyor. Bu nedenle;
1) FİKİRFikir, bir içeriğin biçimlenmiş çekirdeği veya özüdür. Bir sanat eseri için bu öz, bir eser ortaya çıkartma potansiyeli barındıran “özgün bir temel nüve”dir. Bu nüve sanat eseri olmayan diğer düşün ürünleri için “ ana fikir” olarak ifade edilir. Bilimsel/ideolojik ana fikirler bir “açıklama”, estetik/sanatsal fikirler ise yapısal bir “açımlama” gerektirirler.
Uluslararası hukukta fikri mülkiyetler, konu ve nitelikleri açısından irdelenirler. Bu irdelemede fikrin, “Özgün” ve “Yaratıcı İnsan Zekası”na dayanması esastır. Şüphesiz bilim ve kültür eserleri için de benzer ölçütler aranır, fakat sanat eserinin, öz ifadesinin sanatsal bir açımlanma potansiyeli barındırması gerekir.
“Açımlama” sözcüğü burada tam da bir tohum gibi iki yanlı olarak eseri biçimler. Bir yayadan eseri biçimleyerek tüm eserin bütününe yayılır, ona ruhunu verir; bir yandan da yayılan eseri diğerlerinden ayıracak şekilde daralır, özelleşir. Bu da ancak o fikrin temel olduğu özel sanat alanının (sinema, edebiyat, vb.) yapısal kuruluşununun temel kavramlarına bir açımlama getirmesi ile mümkündür. Bir sanat eseri, senaryo/film için bunlar; Konu (Tema) ve Olay Örgüsü’dür. Bunu bir örnek üzerinde açıklamakta yarar var.
Şüphesiz Konular evrenseldir ve herkesin aklına gelebilirler. Yani, “Hz. İsa’nın Son Akşam Yemeği” bir konudur ve birçok ressam tarafından işlenmiştir. Fakat Leonardo da Vinci yaptığı tabloda konu içinde “güven ve “ihanet” temalarını ele almıştır. Dolayısıyla konu hem açımlanmakta, hem de özelleşmeye başlamaktadır. Fakat “güven” ve “ihanet” de evrensel temalardır. Fakat onları da Leonardo’nun tablosunda özel kılan, donmuş o anı anlatan kompozisyonun “olay örgüsü”dür.
2. SİNOPSİSSinopsis, Yunanca, “İlk bakışta okunabilen” demektir. İyi bir sinopsis mümkün olduğu kadar kısa yazılandır.
Sinopsis, genellikle “öykünün özeti” olarak kullanılsa da bu eksik bir tanımlamadır. Çünkü tanımın, senaryo/film projesinin üstünde gelişeceği özgün bir “fikir” ifadesini de kapsaması gerekmektedir. Bu anlamda;
Sinopsis: Bir senaryo/filmi ortaya çıkartacak özgün bir “fikir”in, temel konu, tema ve “olay örgüsü”nü, ilk bakışta ve kısaca okutan, sinematoğrafik bir söylem olarak tanımlanabilir. (Bir benzetme yapmak gerekirse, Sinopsis “filmin kolaj bir resmi” gibidir.)
Not: Kalıplaşmış bir deyim olarak “Olay Örgüsü” uzun bir film için aslında “Olay-lar-ın Örgüsü”, kısa filmler için “Bir olay ve o olayı ortaya çıkartacak durum-olay anlar” olarak anlaşılmalıdır.)
Sinopsis, üretim ilişkileri içinde, bir senaryo/film projesinin sunum metni olarak kabul edilir ve jeneriklerde (pek) yer almaz. Bilindiği gibi, “Destekleme Yasası”nda proje başvuruları için de, “en az 1 en fazla 2 sayfa” sinopsis istenmektedir.
Batı’da, çeşitli proje geliştirme buluşmalarında, çok daha kısa ve anahtar “üç cümle” (three lines) ile ve/veya 8-10 satırı geçmeyen bir kısa sunumla istenmekte ve kısalıkta ilgi çekmeyen projeler okunmamaktadır! Bu tam da (yukarıda tartıştığımız” özgün fikrin ne olduğuna cevap veren “üç cümledir” Bu bir anlamda da, bitmiş bir senaryo/filmi, bir başka kişiye, en kısa biçimde ifade etmektir.
Meslek haklar ve ilkelerimiz çerçevesinde Sinopsis, bir senaryo/filmi “ilk bakışta okutabilen” özgün bir eser olarak kabul edilebilir.
3. FİLM ÖYKÜSÜ (ÖYKÜLEMESİ)Akademik olarak; “Yeni öykü yoktur, yeni öyküleme vardır” diye bir tanım vardır. Çünkü bir öykünün özgünlüğü, ancak onun özgün bir “fikir” çerçevesinde ve özgün bir “olay örgüsü” ile yeniden öykülenmesiyle mümkündür. Kullanılagelen “Film Öyküsü” deyimi kalıplaşmış bir deyimdir ve aslında “Film Öykülemesi” olarak anlaşılmaktadır.
Bu anlamda;
Film Öyküsü; Belli bir toplumsal formasyonun (yaşantı), yeteri kadar ayrıntılı soyut/somut bir dramatik bir olay örgüsünün, özgün bir “fikir”, belirli konu ve temaların, kendine özgü sinematoğrafik bir dille anlatımı/söylemidir. Film Öyküsü bu anlamda özgün “eser” sayılmalıdır.
Film Öyküsü, Batı’da, bir filmi ortaya çıkartan (above the line people) “çizgi üstü insanlar”ın (ilk karar vericiler : Yapımcı, Yönetmen ve Senarist’in) projeye başlangıç metni olarak kabul edilir. Bu yüzden Film Öyküsü de mümkün olduğu kadar kısa yazılır. Çünkü bu aşamada önemli olan öykünün ayrıntıları değil, öykülemenin bütünsel iç tutarlılığıdır. (Film Öyküsünü, bir anlamda, mimari bir planın ilk eskizine veya bir krokisine benzetmek mümkündür.)
Film Öyküsü aşaması, Karar Vericiler için bir anlamda “film yapmak için üzerinde hemfikir olunan profesyonel bir mukavele!” gibidir. Bu uzlaşma;
- - Yapımcı açısından, ne kadar maliyetle ve nasıl bir film yapacağını,
- - Yönetmen açısından, nasıl bir film çekeceğinı,
- - Senaryo Yazarı açısından, nasıl bir senaryo yazacağını,
“okumak” anlamına gelir.
FSEK’nda yer almasa da, “Film Öyküsü” deyimi, gerek üretim ilişkilerinde ve film jeneriklerinde, gerekse hukuksal içtihatlarda zimnen “eser” kabulü görmektedir. “Destekleme Yasası”nda proje başvuruları için istenen, “en az 5 en fazla 15 sayfa”lık Film Öyküsü de bir “eser” olduğunun tescili sayılabilir.
Fakat içtihadlerde bu kabuller, zaman zaman “eser”, zaman zamanda da “yazım aşaması” olarak, bulanık anlamda, yer almaktadır. Senaryo yazarlarının bu yüzden dikkatli olmaları gerekmektedir.
Dizi film için “Çerçeve Öykü” :
Uzun metraj bir film öyküsü, olayların örgüsüyle kurulur. Fakat TV dizileri, öykülerin örgüsüyle kurulur. Bu anlamda “Çerçeve Öyküsü” temel bir öykülemenin çatısı altındaki öyküleri ve olay örgülerini kapsar. Bu 10-15 sayfalık bir metindir.
***
Meslek haklarımızın yasal kazanımı için olmasa bile, senaryo yazım aşamalarının öyküleme aşamasından sonraki, “Hazırlık Aşaması”nı da burada ve kısaca tartışmamızda yarar var.
(SENARYO YAZIMINA HAZIRLIK)
4. Öykülemenin Geliştirimi:Senaryo yazımının en büyük zaaflarından birisi, film öyküsünün kabulünden sonra, özellikle Yapımcıların senaryo yazımı için gerekli hazırlık aşamasına gerekli önemi vermemesidir. Oysa, Karar Vericiler için yazılmış bir film öyküsünden, aynı yazarın iyi bir senaryo yazabileceğinin hiçbir garantisi yoktur. Çünkü soyut/somut bu öykülemenin, senaryo aşamasında, filmin geçtiği (örneğin bu tarihi bir öyküyse) somut tarih içinde bütün ayrıntılarıyla yeniden işlenmesi gerekir. Nitekim film öyküsünün soyut/somut bütünlüğünden tatmin olmayan bazı yapımcılar, zaman zaman, “daha uzun bir öykü” okumak ihtiyaçlarını dile getirirler.
Bu yüzden senaryo yazarının araştırma yapmaya başlaması gerekir. Fakat gerek geleneksel Yapımcılar’ın alışkanlıkları, gerekse TV sektörünün dizi projeleri için uzun vadeli yatırım yapmaması yüzünden bu hazırlık dönemleri hafife alınır.
Bu yüzden ve bütün olumsuz koşul ve alışkanlıklara rağmen, hazırlık aşaması senaryo yazarının adeta kendi kendine verdiği bir ödevdir.
Araştırma vb. çalışmalardan sonra belki yüzlerce sayfalık bir metin ortaya çıkabilir. Bu yüzden yazarın, öykülemesini 15-25 sayfalık bir kapsamda bir kez daha yazması gerekebilir. Edebiyatın bütün araçlarını kullanarak yazılmış Öyküleme Geliştirim artık olay örgüsünün atmosferlerini de betimlemektedir. Metin bu aşamada, Karar Vericilerden sonra, (aslında daha sonra devreye girecek) ve senaryo üzerine yaratıcılıklarını koyacak müzik, sanat ve görüntü yönetmenlerinin “o film için ne yapacaklarını” da kapsar. Çünkü onlar film öyküsünden ne yapacaklarını pek okuyamazlar.
5. SAHNELEME (TRETMAN) Sinematoğrafik Yeniden KurmaScene kavramı synopsis gibi antik yunan tiyatrosundan günümüze taşınmıştır ve sahne anlamında tercüme edebiliriz. Bu anlamıyla senaryo, “sahnelenmiş, sahneye uygun hale getirilmiş” anlamında kullanılmaktadır.
Hazırlık dönemi sonuna kadar metinler, sinematografik bir dille yazılmış olsalar da, son kertede edebi bir dille yazılmışlardır. Fakat bu aşamadan sonra öykülemeler (gerçekten) inematografik bir anlatıya çevrilmeye başlarlar. Bunun için önce “Akış Metni” veya “Sahne Sıralaması” yapılır.
Sahne Sıralaması, bir anlamda, öykülemeden yola çıkarak, sahnelerin semantik (anlamsal) görevlerinin, hareketli görüntülerin doğasına uygun olarak yeniden kurulmasıdır. Uyarlama çalışmaları da bu aşamadan başlarlar. Tıpkı film öykülemesi gibi, bu aşamanın asıl sorunu, senaryonun bütünsel iç tutarlılığını kontrol altında tutmaktır.
Sonuç olarak Tretman, sahnelerin, kaba zaman akışıyla (trafik), hareketli görüntüler ve diyaloglar yoluyla özetlenmiş tasvirlerinden oluşur.
FSEK’nun, Senaryo Yazarının yanısıra, “eser sahibi” olarak kabul ettiği “diyalog yazarı” aslında ülkemizde pek kullanılan kategori değildir. Diyalog Yazarının, diyalogları yazabilmesi için ortada en azın inematografik anlatıyı düzenlemiş bir tretmanın olması gerekir. Dolayısıyla ve yukarıda yapılan tanım çerçevesinde, Tretmanın da bir eser olarak kabul görmesi gerekir.
Sıralanmış sahnenin tasvirlerinin sinemasal bir özeti de olsa, iyi bir Tretman yazmanın ölçütü, herkese senaryo verip, set öncesi ve çekim aşamasında, yapım amiri, yönetmen yardımcısı, vb.’nden birinin, sadece Tretmanla çalışmasını istemeyi düşünmektir. Bu kişiler eğer görevlerini buna rağmen yapıyorlarsa, yazılan Tretman da iyi bir Tretman’dır.
7. SENARYOSenaryo: Tretman aşamasında özetlenmiş sahne tasvirinin, “Durum-Olay-An’lar” olarak, ayrıntılı bir planlamasıdır. Bu planlama, hareketli görüntüler, diyaloglar, müzik ve seslerin, senaryoya özgü sinematoğrafik bir söylemiyle yapılır.
Batı’da bir senaryoda teknik dil asla kullanılmaz. Her geçen gün azalsa da senaryo yazarlarımız hala geçmişten kalan bir alışkanlıkla senaryolarda teknik dil kullanmaktadırlar. Bu aslında, geçmişten, hızlı çalışmadan dolayı ve çekim senaryosunun yazılmadığı bir dönemden kalma bir alışkanlıktır.
Diyalog Yazarlığı:
Senaryo Yazarları açısından, çok daha acil önemdeki “Film Öyküsü” ve “Tretman Yazarı” yasada eser sahipliği olarak yer almamış olsada, geçmiş dönemde sinemacılarımız tarafından pek kullanılmayan “Diyalog Yazarlığı” yasada eser sahipliği olarak tanımlanmıştır. Bu yasal kazanımımızı korumalıyız. Çünkü, diyalog yazarlığı yakın dönemde TV sektöründe (sit-com, vb.) giderek önem kazanmaktadır.
Diyalog Yazarı’nın yasada eser sahibi olarak tanımlanmasının bizim için bir başka önemi de, yasanın senaryo yazım aşamasını da dolaylı olarak kabul etmiş olmasıdır.
8. Çekim SenaryosuSenaryo Yazarının sorumluluğu aslında senaryo aşamasında biter. Meslek kavramlarımızın içinde olmasa da, burada “Çekim Senaryosu”na da kısaca değinmekte yarar görüyoruz. Çekim senaryosu, kısaca, senaryonun masada veya kağıt üzerinde planlanarak çekilmesidir!
Çekim senaryosu Senaryo Yazarından çok Film Yönetmeninin çekim/set öncesi senaryo çalışmasıdır. Film yönetmeni bu aşamada yazım alfabesi dışındaki araçları da devreye sokarak (story-board, çizimler, fotoğraf vb.) çekeceği filmi önceden kağıt üstünde görmeye çalışır.
Senaryo yazarı, Film Yönetmeninin isteği doğrultusunda Çekim Senaryosuna da katkıda bulunabilir.
Kaynak :
Sender