deniz
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« : Kasım 03, 2009, 12:18:48 ÖÖ » |
|
Öykü günümüzde, İzmir’de, tümü tek mekanda, sakin ve trafik yoğunluğu çok az olan bir ara sokakta geçmektedir. Cengiz ve iki arkadaşı küçük bir organize suç çetesidir. Kapkaç ve hırsızlık işleriyle hayatlarını kazanmaktadır. Hiçbiri liseden sonra öğrenimlerine devam etmemiştir.
Pınar yirmili yaşlarda güzel, alımlı ve seksi bir kızdır. Fakat bu seksilik fiziksel değil, daha içselleştirilmiş bir seksiliktir. Pınar’ın görünüşü sıradan ama tavırları ve bakışları tahrik edicidir.
Serkan yirmili yaşlarda, üniversite mezunu, iyi bir işi ve geliri olan, statü sahibi biridir.
Pınar bir sabah evinden çıkar. Sakin ve trafik yoğunluğu çok az olan bir ara sokağın köşesinde Cengiz ve çetesi durmaktadır. Pınar önlerinden geçerken laf atarlar. Bu sahnede Cengiz ve çetesi avcı Pınar ise avdır. Pınar hızlı adımlarla ordan uzaklaşır. Yürürken bir ara çantasına bakan Pınar cep telefonunu evde unuttuğunu fark eder. Telefonunu almak için geri döner. Cengiz ve çetesinin köşede durduklarını görür. Yine kendisine laf atacak olmalarından oldukça rahatsız olur. Serkan arabasını evinin önüne park etmektedir. Pınar Serkan’ı görür. Ondan yardım istemek için yanına gider. Serkan ve Pınar Cengiz ve çetesinin yanından sanki birlikteymiş gibi geçerler. Cengiz yine Pınar’a laf atar. Serkan tanımasa bile yanındaki kıza laf atılmasını kendine yediremez ve Cengiz’e karşılık verir. Cengiz ve çetesi Serkan’ı hem döver hem de gasp eder. Bu sefer Serkan av durumuna geçmiştir. Cengiz günün sonunda Pınar’a “Bugün iyi iş çıkardın...” diyerek payını verir. Pınar gerçekte Cengiz’in sevgilisi ve çetenin bir üyesidir. Başta bir av olan Pınar’ın gerçekte bir avcı olduğunu anlarız...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Izmir Sinema Ekibi
|
 |
« : Kasım 03, 2009, 12:18:48 ÖÖ » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Görkem
Sinema Yazarı
Full Member
 
Offline
Mesaj Sayısı: 106
|
 |
« Yanıtla #1 : Kasım 12, 2009, 06:56:59 ÖÖ » |
|
Hoş hikaye. Özenli bir çalışma ile iyi bir film çıkar bence. Sadece senaryo, bu anlatılan hikayeden ibaret olmamalı. Karakterler geri dönüşlerle tanıtılabilir, çetenin ve Pınar'ın kişiliklerini, bazı özelliklerini gösterir ek çekimler yapılmalı. Eğer senaryo sadece hikayeye dayanırsa tüm film sadece finaldeki sürprize yüklenmiş olur, çekiciliği azalır. Karakterler bu hikayede anlatıldığından daha ayrıntılı olarak tanıtılırsa hikaye zenginleşir. Kısa planların, bol kurgunun ve genel planlardan muaf çekimlerin tercih edileceğini düşündüm ben. Hep yakın çekim ve hareketli kadrajların kullanıldığı bir kamera kullanımı tercihi canlandı benim gözümde. Ve komik, sağlam replikler.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
deniz
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« Yanıtla #2 : Kasım 12, 2009, 10:17:29 ÖÖ » |
|
Bu hikayeden bir uzun metraj film yapılacaksa, ozaman karakter tanıtımı, flasback ve paralel kurgu bence de olmalıdır. Fakat, eğer bir kısa film yapılacaksa ozaman önemli olan 'olay' değil 'durum' olacaktır. Zaten kısa film ile uzun metraj film arasındaki en temel ayrımda olay ve durum ayrımıdır. Kısacası, bu kapkaç işini kimlerin yaptığı, bunların nasıl tipler olduğu, geçmişleri, fiziksel, psikolojik ya da sosyolojik özellikleri önemli olmayacaktır. Hikayenin başında av ve avcı çatışmasıyla bir çember açılmıştır. Bu çember ile Pınar karakterine bilinçli olarak bir mağduriyet sempatisi kazandırılmıştır. Fakat Pınar'ın gerçekte ''çete üyesi olması durumu'' hikayenin temel vurgu noktasıdır ve sürpriz unsur olarak finale saklanmasının amacıda budur... Kamera kullanımı ile ilgili olarak ise tamamen katılıyorum. Kısa planlarla, yakın çekimlerle ve hareketli kamera kullanımıyla filme dinamik bir hava verilebilir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Görkem
Sinema Yazarı
Full Member
 
Offline
Mesaj Sayısı: 106
|
 |
« Yanıtla #3 : Kasım 13, 2009, 05:35:57 ÖS » |
|
Kısa uzun metraj farkı, karakter tanıtımları vs. gibi konularda size katılmıyorum. Şahsen ben, sadece çete üyelerini değil, bunların ailelerini bile kısa metraja sığdırarak rahatça tanıtabileceğime eminim. Ve kısa da olay, uzun da durumun önemi, tanıtımın gereksizliği konularında da tamamen farklı fikirlerdeyiz. Neyse, bu pek önemli değil. Neticede elinizde gayet sevimli/verimli bir malzeme var. Umarım dilediğiniz gibi şekillenir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Izmir Sinema Ekibi
|
 |
« Yanıtla #3 : Kasım 13, 2009, 05:35:57 ÖS » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
deniz
Newbie
Offline
Mesaj Sayısı: 8
|
 |
« Yanıtla #4 : Kasım 13, 2009, 07:34:09 ÖS » |
|
Sinema sonuçta bir film çekimi bağlamında düşünürsek subjektif bir sanattır. Kamerayı çekimde koyduğunuz yer bile bu subjektif durumu yansıtmaktadır, bence. Ama öbür yandan da bir film çekerken ya da bir senaryo yazarken bunu başka insanlarla -tanıdğınız tanımadığınız- paylaşmak istersiniz. Benimde bu taslak öyküyü burada paylaşmamın birinci nedeni buydu. O yüzden yorumlar için çok teşekkür ederim. İkinci nedene gelirsek, ben bu senaryoyu değerlendirmeyi düşünmüyorum. İlgisini çeken ve senaryo arayan bir arkadaşım isterse seve seve hikayemi verebiirim...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
Izmir Sinema Ekibi
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|